Seyfettin Araç, Zamanı Tanrı Yaşar (06 Eylül 2025)

 “Zamanı Tanrı Yaşar” ismini verdiği kitabıyla kitap kulübümüzün 12. konuğu olan Seyfettin Araç’ı havaalanından almaya, söyleşinin moderatörlüğünü de üstlenecek olan üyemiz sevgili Murat Çeliker ile birlikte gittik. Dönüş yolunda sıcaktan, havadan sudan başlayan sohbet Bistro’ya yaklaşırken, tarihe, edebiyata ve tabii ki Zamanı Tanrı Yaşar’a gelmişti bile…

  Her Kitapta Farklı Bir Üslup

 Bistroya tam vaktinde geldikten ve yarım saat kadar dinlendikten sonra İsmail Kün’ün açılış konuşmasının ardından başlıyordu etkinlik. Moderatörümüz Murat:“İlk kitabınız şiir. İkinci kitabınız Sevgili Yalnızlık’ ta bir kadın ve bir erkek Likos ve Tidu. Mekân İstanbul ve bir odadayız. Likos iflah olmaz bir hayalperest, Tidu iflah olmaz bir gerçekçi. Sanki bir düşün içindeler, zamansızlığın yarattığı bir zaman boşluğunun içinde… Yasaklı kelimeleri kullanmadan uzun uzun sohbetler ediyorlar. İkinci romanınız Unutulmuş Topraklar. Roman, Mardin’de unutulmuş bir köyde geçiyor ve son kitabınızda bizi Fransa sahillerinde gezdiriyorsunuz.” Diyor ve ekliyor, “Her kitapta farklı bir tür ve farklı yazım şekli belirlemeyi özellikle mi planlıyorsunuz?” Yazar bunu sadece kendi romanlarına değil, hiç kimsenin romanına benzememesi için yaptığını söylüyor ve edebiyatta söylenmemişi söylemek ve denenmemişi denemek istediğini ekliyordu. Yaptığı işi aşkla yapanlardan olduğunu ve her sabah işe gider gibi, yazının başına geçtiğini ifade ediyordu.

 Altı Anlatıcı, Altı Farklı Coğrafya

 Orhun Abidelerinde yer alan Kül Tigin anıtında, Bilge Kağan tarafından kardeşi Kül Tigin için söylenen, “Zamanı Tanrı yaşar, insanoğlu hep ölmek için yaratılmıştır” cümlesini eksenine alarak altı farklı karakter, altı farklı anlatıcı ve altı farklı coğrafya üzerinden ölüm kavramını sorguluyorsunuz. Buna bağlı olarak iki sorum var. Birincisi, kitabın adı neden “Zamanı Tanrı Yaşar?” Ayrıca altı karakteri, altı farklı coğrafyaya bağlayarak anlatmak pek kolay olmasa gerek. İkinci sorum, bunu yaparken neyi amaçladınız?

-Öncelikle bu romanın ismini “Kefaret” diye düşünmüştüm. İkinci isim de “Zamanı Tanrı Yaşar” idi. Editörüm ikincisini önerdi ve beni ikna etti. İkinci sorunuz için de, edebiyatımızda daha önce denenmemişi denemek istedim ve buna çok çalıştım diyebilirim. Altı karakteri de bütün özellikleriyle yansıtmaya çalıştım.

 Duyduklarımız ve Yaşadıklarımız

 Sevgili Araç, bu hikâyede gerçeklik ne kadar, kurgu ne kadar? Ayrıca sizi bu konuda yazmak için ne harekete geçirdi? Anlattığım ilk karakter Mikail çok yakın arkadaşımdı. Fakat onun, önemli hastalığın pençesinde kıvrandığından haberim yoktu.  Birlikte düşüp kalktığımız, gezip tozduğumuz arkadaşımın hayatını elinden alacak olan hastalığını bana -en yakın arkadaşı olan bana- söylememesi beni çok üzmüştü. Yıllarca bu kırgınlık içimden gitmedi. Romanın konusuna gelince… Yetiştiğimiz coğrafyada yaşanmış olan köy boşaltmalar, sürgünler, işkenceler gibi acı şeylerin anlatılarıyla büyüdük. Ve fakat biz büyürken de durum hiç değişmedi.  Çocukluğumuzda anlatılanlar, biz büyürken de çevremizde yaşanıyordu zaten.

 Neden Kapadokya?

 Anlattığım hikâyenin gerçekliği göz önünde bulundurulduğunda, kahramanların yakınlarının rahatsızlıklarını hissettiğimden önce isimleri değiştirdim. Sonrasında coğrafyayı da değiştirmem gerekti. Çünkü hikâye aynı coğrafyadan anlatıldığında isimler değişmiş bile olsa aileler rahatsız olabilirlerdi.

 “Dante Gibi Ortasındayız Ömrün”

 “Ölümden korkmak anlamsızdır; çünkü yaşadığımız sürece ölüm yoktur, ölüm geldiğinde ise artık biz yokuz” der Epikuros. Siz, Bilge Kağan’ın kardeşi Kül Tigin için söylediği, “Zamanı Tanrı yaşar, insanoğlu hep ölmek için yaratılmıştır” sözünü sıkça düşündüğünüzü söylüyorsunuz bir röportajda. Siz ölüm hakkında ne düşünüyorsunuz?

-Dante, İlahi Komedya' yı yazdığında otuzbeşindedir. Romanın kahramanı da öldüğünde o yaşlardadır. Ölüm tek gerçektir ve ben edebiyatımla ölümsüz olmak istiyorum.

 Özür Dilemek

 Verdiğiniz röportajlardan birinde, yılın belli bir dönemini yurt dışında geçirdiğinizden bahsetmişsiniz. Oradan nasıl görünüyor ülkemiz?

-Acıyorlar bize. Halimize üzüldükleri, bize bakışlarından belli. Aslında bütün ülkelerin tarihlerinde, utanacakları olaylar olmuş. Fakat Almanlar özür dilemişler ve mağdurlara yıllardır tazminat ödüyorlar. Başka örnekler de var bu konuda. Bizim ülkemizde ise fenalıklar bitmek bilmiyor.

 Hiç Kimsenin Yapmadığını Yapmak İstiyorum

 Yaşar Kemal okuyarak büyüdüğünüzü söylemişsiniz. Son olarak Türkiye edebiyatını düşündüğünüzde, kendi edebiyatınızı nasıl bir yerde görüyorsunuz?

-Dergilerde yazdığım yazılarda yazılmamış konulara değinmek, şiirde işlenmemiş temaları işlemek ve romanlarımda denenmemiş tarzları deneyerek edebiyatımı yükseltmek istiyorum.

Edebiyatımı modern Türk edebiyatı olarak adlandırıyorum.

 Yaklaşık iki saat kadar süren söyleşi, kulüpten dostlarımızın sorularından sonra moderatörümüz Murat Çelikel ve Seyfettin Araç’ın teşekkür konuşmalarıyla sonlandı.

 Araç’ın, kitaplarını okurlar için imzalamasıyla birlikte, kitap kulübümüzün 12. okuma kitabı “Zamanı Tanrı Yaşar”  buluşması da sonlanmış oluyordu.