Esra Kâhya-Tepsideki Melek (20 Haziran 2025)

Adını haber sitelerinde 2021’de “Kambur” isimli dosyası Ahmet Hamdi Tanpınar Roman Ödülü’nü aldığında duyduğumuz, 2023 yılına gelindiğinde İletişim Yayınları arasından çıkan öykü kitabı “Benim Rüyalarım Hep Çıkar” ile dikkatleri üzerinde çeken ve geçtiğimiz aylarda yine İletişim Yayınlarından çıkan ikinci romanı “Tepsideki Melek” ile okurlarının gönlünde taht kuran Esra Kâhya, 20 Haziran’da kulübümüzün konuğuydu.

Bir yaştan sonra bütün yolculuklar sanki geriye yapılıyordu.
















"Tepsideki Melek” in kahramanı Güliş yolculuğunu geriye yaparken yazarı, 21 saatlik bir yolculuğun ardından şehrimize gelmişti. İnsan yorulurdu elbet ama Kâhya,  Çiğdem’le Özge’nin yarenliğiyle hem tarihi kentimizin tozlu kaldırımlarını arşınlayabildi hem de sahafımızda sabah kahvesini koyu bir sohbetle tatlandırarak içebildi. Sonra da dinlenmeye çekildi.

Nerede bu “Kambur”?

Etkinlik için bistroya geçen Esra Kahya’yı erkenci okurları büyük bir heyecanla karşıladı. Söyleşi öncesinin hasbihâli özellikle bir sorunun etrafında dönüyordu: Nerede bu Kambur? Telif süresi nedeniyle yayınevi tarafından basılamayan kitabın yakında yeniden basılacağı müjdesini yazarından alan okurlar yerlerini aldıktan sonra söyleşi Çiğdem Korçak’ın moderatörlüğünde başladı:

Ethem Baran’dan cesaret ve ödüllü kahvaltı

Yazma serüveninin okul çağında şiir ve kompozisyon yarışmalarına katılarak başladığını belirten ve elde ettiği başarıları biraz da utanarak zikreden Kahya, şiirin yanı sıra öykü de yazdığını, sevdiği yazarlardan Ethem Baran’ın cesaretlendirmesiyle de roman dosyasını 2011’de Osman Gazi Belediyesinin düzenlediği Ahmet Hamdi Tanpınar Roman Yarışması’na gönderdiğini, yarışmada birinci olduğunu evde kahvaltı hazırlarken öğrendiğini ve o andaki heyecanını tarif edemeyeceğini belirtti.

Hep o ilk cümlenin peşinden…

Sayılardansa kelimelerle oynamayı daha çok sevdiğini ifade eden Kahya,  yazarken hep o ilk cümlenin peşinden gittiğini ve belirli bir plana bağlı kalmadan yazdığını da ekledi.

Çocukluğumun sesleri…

Yazar;  eserlerindeki yansıma kelimelerin fazlalığının nedeniyle ilgili bir soruya karşılık olarak çocukluğunun “cıss”, “öcü”, “böö” gibi kelimelerin etrafında döndüğünü çocuk karakteri olan anlatılarda bu sesleri kullanmaktan çekinmediğini söyledi.

Ve “Tepsideki Melek”

Romanın ilk anlatıcısı Güliş’in biraz kendi çocukluğu olduğunu, kendisinin de küçük yaşlarda eşyalarla ilişki kurduğunu, bunu da romanda kullandığını belirten yazar,  kendi yaşamından izler taşımasına rağmen otobiyografik bir roman yazmadığını, beş kuşağı anlatan bir aile romanı yazdığını belirtti.

Kötü kadın mı, Nevra mı?

Nevra’nın travmasına rağmen çocuk sahip olmasının kimi okurlarca yanlış bulunması üzerine söyleşinin bir bölümünde Nevra’nın travmaları tartışıldı ve Kahya’nın bir karakter yaratmada ne kadar başarılı olduğu anlaşıldı.

Anasır-ı Erbaa ve Gömme Biçimleri

“Güliş, annesinden kalan eşyaları neden bodruma gömdü?” yazar, söyleşinin sonunda kendisine yöneltilen bu soru üzerine metindeki diğer gömme biçimlerini de hatırlattıktan sonra kahramanlarının ölülerden kalan eşyalardan ve onların yükünden maddi âlemin dört ana unsuruna atıfta bulunan eylemlerle(yakma, toprağa gömme, suya atma, rüzgâra savurma) kurtulduğunu belirtti.

Çiğdem Korçak’ın ve İsmail Kün’ün teşekkür konuşmalarıyla biten söyleşinin ardından okurları için kitaplarını imzalayan Esra Kâhya 21 saatlik bir yolculuktan, tanışıklıklardan, sohbetlerden kendine kalanlarla -belki de bir ilk cümleyle- bistrodan ayrılıp kadim şehrimizin çoktan boşalmış sokaklarından yürüyerek bu uzun günü bir dost evinin samimiyetinde sonlandırmaya çekildi.