Ocak ayını Tarık tufan heyecanı ile geçirdikten sonra Bahar Yaka ile görüşmek için kitaplarımızı aldık; çaylarımızı, kahvelerimizi aldık ve en sevdiğimiz mekanlarda okumalarımıza başladık.
Beşinci
kitabımızda, Bahar Yaka’nın “Bu Kitabın Yazarı Öldü” isimli novellasını
aldık listemize. Novella türünün bizim için kompakt ve yorumlarımıza daha açık
bir tür olması bu seçimimizde etkili oldu. Bahar Yaka ise bu türde yazmayı
sevmesinin ana nedenini, lafı uzatmayı sevmemesi şeklinde paylaştı.
![]() |
| Okur değerlendirme toplantımızdan |
Bir gazeteci, kariyerinin son virajını iyi dönebilmek amacıyla, ilk romanı ile sansasyon yapıp sonra ortadan kaybolan bir yazarla röportaj yapmak için eşinden mektupla yola çıkar. Novellamız, yola çıkmadan önceki gece gazetecinin gördüğü rüya ile açılıyor. Rüyadaki yaşlı kadın ve sudaki kurşun topları gözlerine, kulaklarına, ağzına bastırılmıştır. Rüyadan uyanıp yazarın kitabını bitirerek yola çıkar. Yolda yaşadığı akü sorunu ve bir bilge yardımıyla bu sorunun çözümüyle çıkmaz sokakta, ormanların içinde yer alan yazar-kahramanın evine ulaşır. Rüyanın, akünün tekrar çalışmasının söyleşimizde sorduk, yazarımız da batıl ögelerle büyülü gerçekçilik eklemek istediğini dile getirdi.
Gazeteci, geç kalması sebebiyle
yazar-kahramanın söyleşisini reddetmesini sorun etmez. Eşiyle sohbet eder,
yazar-kahramanın oğluyla sözsüz bir iletişim kurar. Gazetecinin bu sohbeti
devam ettirmesi ve ilerleyen günleri yazar-kahramanın evinde geçirmesini aile
özlemi olarak yorumladık.
Yazar-kahramanımız ise ikinci
romanını kaleme alabilmek için küçük bir evin inşaatını sabırsızlıkla takip
etmektedir. Bu küçük evin inşa sebebi, yazar-kahramanının evinde verimli
yazamadığına inanmamasıydı bizlere göre. Bu evin penceresinden kendi evinin
görünmesi ise yazar-kahramana ait tanrı kompleksi miydi? Bizim için evet.
İlk kitabıyla çok ses getiren
yazar-kahraman, ikinci kitabının taslaklarını yakın arkadaşıyla paylaşır ve
onun olumsuz yorumlarıyla dayanamayıp taslakları çöpe atar. İyi niyet
göstergesi olarak yazar-kahramanın eşi bu taslakları çöpten çıkararak o
arkadaşa verir. Arkadaş, kendi adıyla bu kitabı bastırır ve övgüleri toplar.
Bunu gören yazar-kahraman ise iyice kendisini iletişime kapatıyor.
Toplantımızda da söyleşimizde de yazar-kahramanın bencil, narsisist bir yapıda
olduğunu; eşinin kurban kadın tipini temsil ettiği konusunda hemfikir kaldık.
![]() |
| Söyleşimizden bir kare |
Bahar Yaka, her kahramanın biraz öteki olduğunu bildirirken novelladaki ana çerçevenin iletişimsizlik olduğunu tekrar vurguladı. Kitaptaki tüm olayların herkes tarafından yaşanabileceği, hatta yaşandığı gerçeğini hatırlattı. Bu sebeple de kahramanların isimsiz şekilde novellada yer aldığını da öğrenmiş bulunduk. Bahar Yaka, novellanın yazarı olarak kadın kahramana karşı yakınlık duyduğunu iletip kulüp arkadaşlarımızın desteğini tekrar aldı :)
Yazar-kahramanın eşi olan kadın
kahramanımız, başlangıçta yazar-kahramanın eserlerini daktiloya çekmek için
alınan bir edebiyat öğrencisidir. Yazar-kahraman, eserini tamamladıktan sonra
gitmek ister ancak kadına evlilik teklifi etmiştir. Kadın kahramanımızın
evlilik teklifini kabul etmesiyle ve anne olmasıyla ev içindeki hayatı farklı
bir yöne evrilmiştir. Kendini yazar-kahraman ve çocuğu uğruna feda etmiştir.
Öte yandan, eşinin yazılarına olan ilgisizliği ile iyiden iyiye üzülen kadın
kahraman, gazeteci ile sohbetleri sırasında nefes aldığı hissini bizlere
yüklemiştir.
İç konuşmalarıyla eserde yer alan
çocuk da hem babasından sevgi beklemekte hem de iç konuşmalarıyla bizlere ayrı
bir pencere açmaktadır hikaye boyunca. Çocuğumuzun selektif mutizm hastası
olduğunu yazarımız tarafından öğrendik. Babası yazar-kahramanın ona olan
ilgisizliği, gazetecinin sıcak yaklaşımı arasındaki duygusal ile hepimizin iç
burukluğu ile başını okşamak istediği kahramandı bu çocuk.
Büyülü gerçekçiliğin getirdiği
tekinsizlik, mekanın çıkmaz sokaktaki ormanlık bir ev olarak seçilmesi, kitaptaki
çizimlerin verdiği alt çağrışımlar Bahar Yaka’nın kurguya eklediği başka
detaylar olarak kendisince paylaşıldı.
![]() |
| Bahar Yaka ve kulüp üyelerimizin bazıları |
Deneme, öykü ve novella gibi pek
çok farklı türü deneyen yazarımız Bahar Yaka’nın en sevdiği tür ise öykü olarak
ifade edildi. Hem mesajını en net haliyle iletmesi hem de lafı uzatmayı
sevmemesi nedeniyle öykü türünü önemsediğini belirtti. Yeni dosyası için
sabırsızlanıyoruz ve başarılar diliyoruz 😊
Etkinliğimize katılan
katılamayan, kalbi bizlerle olan herkese sonsuz teşekkürler...


