minnina etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
minnina etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Özge Doğar - Minnina Işıkları Kapama

 


    Tarsus'ta, 2024 Kasım ayında kulübümüzün kapılarını, ilk kitabımız olan Minnina Işıkları Kapama adlı eseriyle sevgili Özge Doğar eşliğinde açtık. 9 Kasım'da ilk toplantımızı, 11 Kasım'da da ilk söyleşimizi ve imzamızı gerçekleştirdik.

Özge Hanım'a içten söyleşisi ve cevapları için kalpten teşekkürlerimizi edip kulüp notlarımızı paylaşmaya başlıyoruz. 



Not: Kitap incelememizde sürprizbozan (spoiler) çokça yer almaktadır. 



    Kitabımızın kapağındaki yumurta dönüşümü, çoğalmayı ve yenilenmeyi simgeliyor. Minnina, Doğu Akdeniz havzasında yaşayan Arap asıllı komşularımızın "bizden olan" anlamına gelen bir isimdir. Yazarımızın etnik kökenini ve geleneklerini ne kadar önemsediğini inceleyerek bu farklılığı hatırlatması nedeniyle memnuniyet duyduk. Kitabı eşi İlker Bey'e atfetmesi de bence oldukçe şık bir jest :)

    Kitabımızın başkahramanı Ece, kendinden kaçarken Dünya'yı dolaşan genç bir doktor. Hıncını bedeninden çıkaran, sessiz ve kırılmış birisidir. Ailesindeki ensest ilişki sonrası travmasında adeta boğulmuştur. Sevgilisinin ihanetiyle kadınlığını daha da fazla sorgulayan, adeta bunalıma girmiş bir bireydir. Biyolojik ailesinden alınıp Adile Hanım ve eşiyle yeniden hayata dönmeye çalışmıştır Ece. Adile'nin tuttuğu defterde de Ece'yi tanıma kılavuzunu, tüm yaşadıklarını ve onların etkilerini görme şansı bulduk. Toplumumuzdaki ensest vakalarını ve onların suskunluklarına Adile'nin Ece hakkında yazdığı defteri çığlık oldu adeta. 

    Adile Hanım'ın romanda iki evi var; köyde ve Taksim'de. Köy evin geleneği, Taksim'dekinin moderniteyi sembolize ettiği kanısına vardık. Bunun yanı sıra, Adile Hanım Hırisi çorbası gibi bir geleneği devam ettirirken erkeklere özgü bu işi kadın olarak devam ettirerek moderniteyi de oluşturuyor. Taksim'in mekan olması da bilinçliydi bizler için. Kelime anlamı bölüşme, paylaşma olan Taksim; Hırisi çorbası gibi zenginin etiyle fakirin bulgurunun buluşup burada dağıtılması da bizler için oldukça güçlü bir semboldü. Öte yandan, Adile Hanım'ın kitapta belirli aralıklarla dile getirdiği "Men dakka dukka(Eden bulur)" cümlesiyle yöredeki komşularımızın hayatlarına dair ek ipuçlarını da edindik. 

    Hikmet ve Adile'nin gördüğü "kırık rüyalar" yazarın aile hayatında da yer alıyor. Rüyada bir nesne kırılıyor ve bu durum olumsuz olarak yorumlanıyor. Hem yazarın rüyalara getirdiği yorumu hem de bizlerde rüyanın ne denli etkili olduğunu yeniden düşündük. 

    Ece, çorba dağıtımı sırasında tanıştığı avukat Cavidan ile birlikte kurtuluşa eriyor adeta. Tabir yerindeyse, Cavidan o yumurtanın kabuğunu çatlatıp Ece'ye kendisi olma alanını sağlıyor. Ece'nin yaşadığı kadınlık bunalımını da aşmasına yardım ediyor Bunu da Ece'nin giydiği sütyen ile de biz okurlar da hissettik. Cavidan olmasının nedenini, başından sonuna kadar duruşu olması ile yorumladık. 

    Ece, Adile, Hikmet ve pek çok kahraman adı yazarın hayatından izler taşıyor. Bu adların bilinçli seçildiğini düşünmüştük ve yazarımız da teyit etti. Çünkü kitaptaki tüm güçlü karakterler yönlendirici, değişimin kıvılcımları görevini üstleniyor. Tüm bu iyi insanların hepsi ise Ece ve Adile için "minnina" oluyor. İyinin, dayanışmanın safında toplanıyoruz kahramanlarımızla beraber. 

    Kitaptaki anlatıcı kişilerin değişimini oldukça başarılı bulduk. Bu sayede dikkatimiz canlı kaldı ve hikaye içindeki akışa daha fazla dahil olmuş hissettik. Yazarımız ise bu konu üzerinde çokça çalıştığını dile getirdi. 

    Kitabımızın ve söyleşimizin sonunda anneliğin, kadınlığın, iyiliğin ve bir arada olmaklığın hepsini soruşturduk, sorguladık ve yazarımıza kitabı için teşekkür ettik. 

    Etkinliğimize katılan katılamayan, kalbi bizlerle olan herkese sonsuz teşekkürler...