onderoglu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
onderoglu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Neslihan Önderoğlu – Cüret

 

    Takvimlerimiz ilk toplantımızdan 17 gün sonrasını, 28 Kasım'ı gösterdiğinde ikinci kitabımız Cüret için kollarımızı çoktan sıvamıştık. İlk toplantımızı, söyleşimizi atlatmış olmanın gururu ve ikinci kez bir araya gelecek olmanın tatlı telaşı sarıyordu inceden. 30 Kasım'da söyleşimiz için toplandığımızda ise aynı heyecanla yeniden bir aradaydık. Yazarımız Neslihan Önderoğlu'na söyleşideki içten cevapları ve davetimize katılımı için sonsu teşekkür edip kulüp notlarımızı paylaşıyoruz.

 

Not: Kitap incelememizde sürprizbozan (spoiler) çokça yer almaktadır.

       

Kitabın, Eylül 2015'te ölen Aylan Kurdi'ye atfedilmesi aslında neleri unuttuğumuzu bir kez daha çok yalın ama ciddi bir biçimde hatırlattı bizlere. Aylan özelinde ölen tüm ötekileri saygıyla kalben andık.


Neslihan Önderoğlu

Eserin ana izleğinin, göçmenler özelinde tüm ötekilerin anlatıldığı konusunda hemfikirdik. Bu nedenle eserin almış olduğu Duygu Asena Roman Ödülü'nü de hak ettiğini naçizane olarak onayladık. Başkahramanımız Gül(namıdiğer Cezlan), ailesinden koparılıp Oğuz'a bakmakla yükümlü olan bir öteki, Oğuz engeliyle aynı evde başka bir öteki, Aliye Hanım'ın ölümünün ardından evin kapısını çalıp başka bir maceraya yelken açan Resul bambaşka bir öteki. Bizler roman boyunca bu üç ötekinin hikayesini, toplumsal eksende olması çok muhtemel sokak olayları eşliğinde okuduk ve bu distopik senaryonun o kadar da uzağımızda olmadığını yeniden anımsadık. Yazarın kahraman-anlatıcı geçişlerindeki başarısı bizleri lezzet olarak etkiledi ve bu nedenle okuma sırasındaki özdeşliklerimiz de kalıcı oldu.


             

   Bakıcısı olduğu Oğuz'a duyduğu aşkın çaresiz olduğunu ancak bu aşkın Gül için ne denli bir kurtarıcılık vaat ettiğini tartıştık toplantımızda. Gül, artık kendini var hissediyordu. Aliye Hanım'dan ilk intikamını Oğuz'la yaşadığı birliktelikle, ikinci intikamını ise onu öldürerek ve Oğuz'u ondan kurtardığına ikna ederek almıştı. Daha sonra evden çıkmak ve Safiye ablayı bulmak için Kadıköy'den Tarlabaşı'na gitmeye çalışan Gül, Oğuz ve Resul bizleri de kitap boyunca peşinden sürükledi. Onların evden çıkmasıyla birlikte kaosun derinleştiğini, nispeten karamsar bir tabloya evrildiğini konuştuk. 

           

            Antikacılık mesleğini icra eden kahramanımız Resul'ün kırılan eserler için yaptığı Kintsugi sanatının, söyleşimiz sırasında yazarında hobi olarak uğraştığı bir etkinlik olduğunu öğrenince çok sevindik. Kitabın sinik ötekisi Resul, belki de kardeşi Rasih'in ölümünde yardım edemediği için kırılan kalbini o kintsugi ile mi onardı diye sormaktan da kendimizi alamadık.

 

Kulübümüzün kasım ayı okur toplantısından bir kare 

            Yazarımızın Mevsim Normalleri kitabında yer alan Kestane Ağacı adlı öyküsünün devamı niteliğindeki bu romanı, yakıcı ve sarsıcı olması nedeniyle kulübümüzde oldukça geniş bir yer buldu.

 

            Etkinliğimize katılan katılamayan, kalbi bizlerle olan herkese sonsuz teşekkürler...

30 Kasım imza gününde katılım gösteren üyeler