tufan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tufan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Tarık Tufan - Aşıklara Yer Yok

  Kulübümüz üç kitabı ile 2024’ü geride bırakırken dördüncü kitabı “Aşıklara Yer Yok” için 2025’in ilk günlerinde kolları sıvadık. 16 Ocak’ta kulüp toplantımızı, 18 Ocak’taki söyleşimiz ve imza günümüz için gerçekleştirdik.

    Biz de 2025 geldi, hoş geldi sözünü ünlü yazar Tarık Tufan ve kulüp dostlarımızla birlikte söyledik.

Dördüncü kitabımız, Tarık Tufan’ın romanı Aşıklara Yer Yok, kulübümüzde açık ara en çok tartışılan kitabımız oldu. Hiçbirimiz bunu beklemiyorduk doğrusu. Öte yandan, toplantıda dile getirdiğimiz yorumlar ve kahramanlarla kurduğumuz özdeşlikler, onlara duyduğumuz sevgiler farklı kişilikteki insanlar üzerinde düşünmemize tekrar vesile oldu. Tarık Tufan’a, edebiyatın farklı ruhları biz okurlara ulaştırmadaki eşsiz özelliğini kendine has üslubuyla harmanladığı için teşekkür ettik söyleşimizde.

 

 Not: Kitap incelememizde sürprizbozan (spoiler) çokça yer almaktadır.

 

Söyleşimizden bir kare 

    Orhan, Firdevs, Fırat, Defne, Ahmet Hilmi, Berna… Tüm bu isimleri ilk duyduğumuzda bizde de bir çağrışım oluşturmazdı. Kitabımızı bitirdikten sonra Orhan’dan nefret edenimiz, Defne’yi kucaklayanımız oldu. Hepimiz, yazarın karakter ve psikolojik profil oluşturmaktaki başarısını takdir ettik.

    Akademisyen Orhan’ın emin olamadığı Firdevs’e dair duygularını aşk zannederken arkadaşının vasıtasıyla Saklıkuyu’da bir yazlık evde konaklamak üzere yola çıkar. Bu isteğin nedenini, hem kalp kırıklığına iyi geleceğini umması hem de kendini arayış olarak okuduk. Orhan’ın kendini arama yolculuğuna biraz düşselliğin de karıştığını yorumladık. Tarık Tufan bu düşselliği, eski bir bimarhanenin yazlık siteye dönüştürülmesiyle ve sitedeki komşuların geçmiş hikayeleriyle de bize aslında ufak da olsa sezdiriyor.

    Saklıkuyu’ya vardıktan sonra tanıştığı komşularına karşı başta mesafeli yaklaşan Orhan, sonradan onlarla iç içe olur. Bu iç içelik insanın sosyal bir canlı olmasından kaynaklıdır olarak düşündük. Söyleşimizde Tarık Tufan, kahraman seçimleri için şunlar dile getirdi: “Özellikle kadın cinayetlerinde, kişilerin fotoğraflarını gördüğümüzde aklımıza ‘Bu kadının bu adamla ne işi var?’ sorusu geliyor. Ben de eserlerimde bu kadını o adama iten sebepleri kaleme almak istiyorum. İnsanın dünyayla, insanla kurduğu ilişki kolay değil, duygusal kökleri var. Bunları irdelemek istiyorum.”

    Kitabımızda Firdevs’in Fırat ile olan ilişkisini bu açıklamadan sonra daha iyi temellendirdik. Çünkü Firdevs gibi başarılı bir iş kadınının yanında Fırat gibi bir insan olmamalıydı dedik bazı arkadaşlarla. Diğer kahramanlarımızın da duygusal köklerinde neler olduğunu okuyunca, insan olmaklığın gereklerinden birisinin bu kökleri iyi bilmek olduğunu yeniden düşündük.

    Yazarımız, romanın ana ekseninde bağlılık ve bağımlılık kavramlarının yer aldığını; hangisi nerede başlıyor, aralarında nasıl bir geçiş sağlanıyor gibi sorgulamaların olduğunu ifade etti. Öte yandan, bu duyguların en önemlisi eşlikçisi olan aşkın rasyonelliği nasıl yıktığını, aşk veya diğer duygularda tatmin edil(e)memenin getireceği ruh hallerini ve duygusal travmaları da eklediğini iletti bizlere.

    

Yazarımız, kulüp üyemizin kitabını imzalıyor.

Kulüp toplantımızda geçen kahraman övgülerini, eleştirilerini ise Tarık Tufan’ın şu sözleriyle sonlandırmış olduk: “Okurlar, esere yargılamadan yaklaşmalıdır. İnsana dair hiçbir şey tuhaf gelmemelidir bize. İyi ve kötü arasındaki çizgi muhayyel olabiliyor bazen.”

    Yazar refleksinin gündelik hayatta sıradan olarak adlandırabileceğimiz hususları incelikle, nakış işlercesine eserlerine yerleştirmesi ve yazarlığın gerçekliği dönüştürmesi konusundaki düşüncelerine adeta imzamızı attıktan sonra söyleşimizi tamamlayıp imza günümüze geçtik. 

    Kelimelerle arasının iyi olduğunu, nispeten üzeri tozlanmaya başlayan kelimeleri kullanarak üslubunda bir ruhu canlı tutmak istediğini dile getiren Tarık Tufan’ın en sevdiği kelimeler listesinin çok kalabalık olduğunu belirtirken söyleşi esnasında aklına gelen ilk iki kelime şöyleydi: Merhamet, muhayyel…

 

Tarık Tufan'ın kulübümüzle fotoğrafı

Etkinliğimize katılan katılamayan, kalbi bizlerle olan herkese sonsuz teşekkürler...