Hakan Günday - Zamir

    

Kasım ayımız Ahmet Ümit imza günü ve Neslihan Önderoğlu söyleşisi ile tam gaz akmışken 2024 yılının son günleri için 26 Aralık’ta üçüncü kitabımız Zamir için toplandık.

 

Not: Kitap incelememizde sürprizbozan (spoiler) çokça yer almaktadır.

 

Kitabın, yazarın diğer eserlerine kıyasla yer altı ve yer üstü arasında bir noktada yazılmış olduğunu düşündük. İsim ve mekan seçimlerinde tenasüp sanatı olduğunu kanısına vardık. Zamir, Zerre, El-Aman, Sabra - Şatilla bu tenasüp sanatını destekleyen ve eserin alt metnini zenginleştiren diğer detaylardı. Zerre ismi ile kadının değersizliğini, Zamir ismi ile böylesi bir savaştaki bir çocuğun kimliksiz, isimsiz kaldığını eylemleriyle de duygularıyla da sezdirmeyi başarıyor yazarımız. 

 

Türken Raus fikri, Avrupa'da dolaşan Neo-Nazizm hayaletinin uzak olmadığını bildiren distopik bir yaklaşım olarak okuduk. Plebisit, Almanların kurduğu Türklere ait toplama kampının bombalanması diğer distopik fikirlerden bazıları… Zamir'i okurken Ortadoğu tarihine ne kadar hakim olduğunuzu takdirle karşıladık. 


Kulübümüzün aralık ayı toplantısı


Halime ile Zerre arasında bir nevi özdeşlik kurduk. Bunca değersizlik, baskı ve ötekileşme sonucu bir şekilde patladı. Bu kahramanlar bu yoldan katarsislerini yaşadılar. Zamir'in çello kutusunu taşıyarak sanatın iyileştirici gücüne sığındığını yorumladık. 

 

All for All vakfındaki "all" kavramının G. Orwell romanından esinlenerek "bazı insanların daha eşit" olduğunu çağrıştıran bir yaklaşım olduğu kanısına vardık. Expatlarla, komplo teorileriyle, dinle alaylarınızın sizden izler taşıdığını düşündük. 

Hakan Günday

 

Chuck Palahniuk - Gösteri Peygamberi ile Zamir arasında başkahramanın medyatik olması açısından benzerlik olduğunu düşünmekteydik. Bu arada kendi fikirlerimizin dışında Koray Sarıdoğan'ın KalemKahveKlavye'deki yazısını, Gazeteduvar'dak röpotajınızı, Litera Edebiyat ve Serbestiyet sitelerindeki incelemelerinizi de okuyup farklı bakış açıları edindik. Son olarak, Chatgpt'nin Zamir'de ele alınan konular nedir sorusuna verdiği cevaplarsa şöyleydi: 

 

1. Toplumsal dışlanma ve yalnızlık

2. Sistemin şiddet üzerinden kurduğu güç ilişkileri

3. Bürokrasi ve devletin yetersizliği

4. Kimlik ve Aidiyet

5. İktidar ve İsyan 

 

Etkinliğimize katılan katılamayan, kalbi bizlerle olan herkese sonsuz teşekkürler...

Hakan Günday, hayranının kitabını imzalarken 

 

Kaynak yazılarımız:

https://serbestiyet.com/featured/hakan-gunday-ve-zamir-83876/

https://kalemkahveklavye.com/hakan-gunday-zamir-inceleme/

https://www.gazeteduvar.com.tr/hakan-gunday-zamiri-anlatti-dunya-basima-yikilmis-gibi-yazdim-haber-1539051

https://www.literaedebiyat.com/post/zamir-hakan-gunday-inceleme-yavuz-arkin

 










Neslihan Önderoğlu – Cüret

 

    Takvimlerimiz ilk toplantımızdan 17 gün sonrasını, 28 Kasım'ı gösterdiğinde ikinci kitabımız Cüret için kollarımızı çoktan sıvamıştık. İlk toplantımızı, söyleşimizi atlatmış olmanın gururu ve ikinci kez bir araya gelecek olmanın tatlı telaşı sarıyordu inceden. 30 Kasım'da söyleşimiz için toplandığımızda ise aynı heyecanla yeniden bir aradaydık. Yazarımız Neslihan Önderoğlu'na söyleşideki içten cevapları ve davetimize katılımı için sonsu teşekkür edip kulüp notlarımızı paylaşıyoruz.

 

Not: Kitap incelememizde sürprizbozan (spoiler) çokça yer almaktadır.

       

Kitabın, Eylül 2015'te ölen Aylan Kurdi'ye atfedilmesi aslında neleri unuttuğumuzu bir kez daha çok yalın ama ciddi bir biçimde hatırlattı bizlere. Aylan özelinde ölen tüm ötekileri saygıyla kalben andık.


Neslihan Önderoğlu

Eserin ana izleğinin, göçmenler özelinde tüm ötekilerin anlatıldığı konusunda hemfikirdik. Bu nedenle eserin almış olduğu Duygu Asena Roman Ödülü'nü de hak ettiğini naçizane olarak onayladık. Başkahramanımız Gül(namıdiğer Cezlan), ailesinden koparılıp Oğuz'a bakmakla yükümlü olan bir öteki, Oğuz engeliyle aynı evde başka bir öteki, Aliye Hanım'ın ölümünün ardından evin kapısını çalıp başka bir maceraya yelken açan Resul bambaşka bir öteki. Bizler roman boyunca bu üç ötekinin hikayesini, toplumsal eksende olması çok muhtemel sokak olayları eşliğinde okuduk ve bu distopik senaryonun o kadar da uzağımızda olmadığını yeniden anımsadık. Yazarın kahraman-anlatıcı geçişlerindeki başarısı bizleri lezzet olarak etkiledi ve bu nedenle okuma sırasındaki özdeşliklerimiz de kalıcı oldu.


             

   Bakıcısı olduğu Oğuz'a duyduğu aşkın çaresiz olduğunu ancak bu aşkın Gül için ne denli bir kurtarıcılık vaat ettiğini tartıştık toplantımızda. Gül, artık kendini var hissediyordu. Aliye Hanım'dan ilk intikamını Oğuz'la yaşadığı birliktelikle, ikinci intikamını ise onu öldürerek ve Oğuz'u ondan kurtardığına ikna ederek almıştı. Daha sonra evden çıkmak ve Safiye ablayı bulmak için Kadıköy'den Tarlabaşı'na gitmeye çalışan Gül, Oğuz ve Resul bizleri de kitap boyunca peşinden sürükledi. Onların evden çıkmasıyla birlikte kaosun derinleştiğini, nispeten karamsar bir tabloya evrildiğini konuştuk. 

           

            Antikacılık mesleğini icra eden kahramanımız Resul'ün kırılan eserler için yaptığı Kintsugi sanatının, söyleşimiz sırasında yazarında hobi olarak uğraştığı bir etkinlik olduğunu öğrenince çok sevindik. Kitabın sinik ötekisi Resul, belki de kardeşi Rasih'in ölümünde yardım edemediği için kırılan kalbini o kintsugi ile mi onardı diye sormaktan da kendimizi alamadık.

 

Kulübümüzün kasım ayı okur toplantısından bir kare 

            Yazarımızın Mevsim Normalleri kitabında yer alan Kestane Ağacı adlı öyküsünün devamı niteliğindeki bu romanı, yakıcı ve sarsıcı olması nedeniyle kulübümüzde oldukça geniş bir yer buldu.

 

            Etkinliğimize katılan katılamayan, kalbi bizlerle olan herkese sonsuz teşekkürler...

30 Kasım imza gününde katılım gösteren üyeler


Özge Doğar - Minnina Işıkları Kapama

 


    Tarsus'ta, 2024 Kasım ayında kulübümüzün kapılarını, ilk kitabımız olan Minnina Işıkları Kapama adlı eseriyle sevgili Özge Doğar eşliğinde açtık. 9 Kasım'da ilk toplantımızı, 11 Kasım'da da ilk söyleşimizi ve imzamızı gerçekleştirdik.

Özge Hanım'a içten söyleşisi ve cevapları için kalpten teşekkürlerimizi edip kulüp notlarımızı paylaşmaya başlıyoruz. 



Not: Kitap incelememizde sürprizbozan (spoiler) çokça yer almaktadır. 



    Kitabımızın kapağındaki yumurta dönüşümü, çoğalmayı ve yenilenmeyi simgeliyor. Minnina, Doğu Akdeniz havzasında yaşayan Arap asıllı komşularımızın "bizden olan" anlamına gelen bir isimdir. Yazarımızın etnik kökenini ve geleneklerini ne kadar önemsediğini inceleyerek bu farklılığı hatırlatması nedeniyle memnuniyet duyduk. Kitabı eşi İlker Bey'e atfetmesi de bence oldukçe şık bir jest :)

    Kitabımızın başkahramanı Ece, kendinden kaçarken Dünya'yı dolaşan genç bir doktor. Hıncını bedeninden çıkaran, sessiz ve kırılmış birisidir. Ailesindeki ensest ilişki sonrası travmasında adeta boğulmuştur. Sevgilisinin ihanetiyle kadınlığını daha da fazla sorgulayan, adeta bunalıma girmiş bir bireydir. Biyolojik ailesinden alınıp Adile Hanım ve eşiyle yeniden hayata dönmeye çalışmıştır Ece. Adile'nin tuttuğu defterde de Ece'yi tanıma kılavuzunu, tüm yaşadıklarını ve onların etkilerini görme şansı bulduk. Toplumumuzdaki ensest vakalarını ve onların suskunluklarına Adile'nin Ece hakkında yazdığı defteri çığlık oldu adeta. 

    Adile Hanım'ın romanda iki evi var; köyde ve Taksim'de. Köy evin geleneği, Taksim'dekinin moderniteyi sembolize ettiği kanısına vardık. Bunun yanı sıra, Adile Hanım Hırisi çorbası gibi bir geleneği devam ettirirken erkeklere özgü bu işi kadın olarak devam ettirerek moderniteyi de oluşturuyor. Taksim'in mekan olması da bilinçliydi bizler için. Kelime anlamı bölüşme, paylaşma olan Taksim; Hırisi çorbası gibi zenginin etiyle fakirin bulgurunun buluşup burada dağıtılması da bizler için oldukça güçlü bir semboldü. Öte yandan, Adile Hanım'ın kitapta belirli aralıklarla dile getirdiği "Men dakka dukka(Eden bulur)" cümlesiyle yöredeki komşularımızın hayatlarına dair ek ipuçlarını da edindik. 

    Hikmet ve Adile'nin gördüğü "kırık rüyalar" yazarın aile hayatında da yer alıyor. Rüyada bir nesne kırılıyor ve bu durum olumsuz olarak yorumlanıyor. Hem yazarın rüyalara getirdiği yorumu hem de bizlerde rüyanın ne denli etkili olduğunu yeniden düşündük. 

    Ece, çorba dağıtımı sırasında tanıştığı avukat Cavidan ile birlikte kurtuluşa eriyor adeta. Tabir yerindeyse, Cavidan o yumurtanın kabuğunu çatlatıp Ece'ye kendisi olma alanını sağlıyor. Ece'nin yaşadığı kadınlık bunalımını da aşmasına yardım ediyor Bunu da Ece'nin giydiği sütyen ile de biz okurlar da hissettik. Cavidan olmasının nedenini, başından sonuna kadar duruşu olması ile yorumladık. 

    Ece, Adile, Hikmet ve pek çok kahraman adı yazarın hayatından izler taşıyor. Bu adların bilinçli seçildiğini düşünmüştük ve yazarımız da teyit etti. Çünkü kitaptaki tüm güçlü karakterler yönlendirici, değişimin kıvılcımları görevini üstleniyor. Tüm bu iyi insanların hepsi ise Ece ve Adile için "minnina" oluyor. İyinin, dayanışmanın safında toplanıyoruz kahramanlarımızla beraber. 

    Kitaptaki anlatıcı kişilerin değişimini oldukça başarılı bulduk. Bu sayede dikkatimiz canlı kaldı ve hikaye içindeki akışa daha fazla dahil olmuş hissettik. Yazarımız ise bu konu üzerinde çokça çalıştığını dile getirdi. 

    Kitabımızın ve söyleşimizin sonunda anneliğin, kadınlığın, iyiliğin ve bir arada olmaklığın hepsini soruşturduk, sorguladık ve yazarımıza kitabı için teşekkür ettik. 

    Etkinliğimize katılan katılamayan, kalbi bizlerle olan herkese sonsuz teşekkürler... 


BİZ KİMİZ?

    Mersin'in Tarsus ilçesinde 30 yıla yakındır faaliyetini sürdüren Antik Sahaf Kitabevi'nin, 2024 Eylül ayı içinde oluşan ve başta Tarsus olmak üzere bölgemizin aktivitesi yüksek kitap kulübü olarak hayata merhaba dedik. Kulüp binamız olan Antik Sahaf Bistro Kafe'de yazarlı yazarsız, şiir ve müzikli toplantılar yapıyoruz ve modern Türk edebiyatımızın önemli isimlerini ilgili ay içerisinde okuyor, değerlendiriyoruz...